Alerjiler


Başıma gelmediği için daha önce hakkında hiç bir bilgiye sahip olmadığım şuan da başımdaki belalardan sadece bir tanesi ALERJİ! Zaman zaman acısını çok çekiyorum. Bazen insanlara söylemek bile istemiyorum. Eskiden kola içmediğim için alerjin mi var diye sorarlardı çok karizmatik gelirdi. Yok diye üzülürdüm. Şimdi alerjim var demek bile istemiyorum. Hastalık gibi bakılıyor.

Bir gün evdeyiz..

Özüm Bebek 8 aylık, teyzemin kucağında ‘ce-e’ yapıyoruz birbirimize, birden kalbim sıkıştı. Nefes alamadım. Hızlıca yatak odasına gidip kendimi yatağa fırlattım. Yok imkanı yok nefes alamıyorum. Zorluyorum kendimi. Her aldığım nefes için “sanırım bu son, bitti!” diyorum. Ama tekrar zorlayıp kendimi tekrar nefes alabiliyorum. Tesadüf ya annem ve teyzemler bende. Hatta parka gideceklerdi ben bekleyin gitmeyin birlikte oturalım falan dedim. İçime doğmuş sanırım.

Sonra..

Her nefesimi son nefes gibi alırken, korkudan eyvah ölüyorum yahu. Daha erken değil mi? Neden ben? Diye saçmalarken Özüm ile göz göze geldik. Onun o neler oluyor bakışı ve benim nefesimin iyice daralması..

Teyzem korkma ama kalp krizi geçiriyorsun Özge dedi ve ben kalan nefesimi de kaybettim.. Eve tanımadığım bir sürü komşu gelmiş, herkes bir şey diyor. Zaten nefes alamıyorum kolonya kokusu iyice fena yaptı. 15 dakika geçmesine rağmen ambulans gelemedi. Ben bir yandan nefes almaya çalışırken bir yandan aldığım o nefesin ağlama hıçkırığına gittiğine üzülüp hadi Özge biraz daha dayan diyorum kendime.

Bir gürültü ve ambulans hemşiresi içeri girip;

-Nasılsınız? Dedi
-Öldüm! dedim
-Anlamadım? dedi
-Öldüm saat kaç oldu? dedim

Fark ettim ki düzelmiş nefes alışım. Ama tetkikler için mecbur ambulans ile hastaneye gittik.

5 farklı hastane ve doktor gezdim. Bir sebep bulunamadı. Ama aradan 2 ay geçtikten sonra safra kesesi meselem başladı. O gün yaşadığım şey ya yine safra kesesi karaciğer savaşı ya da alerji idi 🙁 30 yaşındaydım ve bugüne kadar alerji nedir bilmezdim. Saç boyası ile başlayıp takılarla devam eden bir süre sonra kotların içinde ki metal parçalara bile gelemeyen bir alerjik bünyeye sahip oldum.

Sebep – Sonuç

İnsan ister istemez inanamıyor. Küçükken en ucuz takıları takabilen veya bir gümüş hastası iken şuan altın bile riskli guruba girdi. Çünkü altın bir takının kopça yerleri nikel olabiliyor. Tıp fakültesine gidip bir sürü testten geçtim. Kan testi, deri prick testi (“skin prick test:SPT”) yapıldı. Aşırı derece NİKEL alerjim var. Hayvanlardan Arı’ya ve kimyasallardan da saç boyası içinde ki bir maddeye alerjim var. Neden olur dedim. Yani neden bu yaşıma kadar olmadı şimdi oluyor?

küçük yaşlardan itibaren küpe takmak, piercing ve dövme yaptırmak buna sebep olabilir dedi. Evet 12 kulakta delik 2 piercing ve 2 dövme mevcut.

Peki saç boyası? Oda erken yaşta çok sık boyamaktan olurmuş. Ben ayda 2 kere saç rengimde köklü değişikliğe bile giderdim. Yani çok sık boyarım. Oda kimyasal alerjimi tetiklemiş. Şuanda kaliteli saat, alyans ve altın kolyem dışında hiçbir takı takamıyorum.

Anne babada alerji varsa çocukta olma ihtimali yüksekmiş.

Özüm bebeğin de süt ve süt ürünlerine alerjisi var. 2 yaşına geldiğinde artık testleri negatif çıkmaya başladı fakat halen daha süt ürünü tükettiğinde bacaklarında pütürlü kabarcıklar oluyor. İlacı yok, çaresi beklemek.

Neyse içerisinde nikel olan yiyecek içecek listesi verdiler bana. Bunları tüketme dediler. Bir baktım en sevdiğim her şey var. Mercimek sarımsak kırmızı şarap diyerek uzayan giden listede aa iyi bunu da yemiyorum zaten dediğim hiç bir şey olmadı. Doktora dedim ki ben bunları yemezsem olmaz. Yersem ne olur? Hiç belli olmaz, bir bakmışsınız kalp krizi geçiyorsunuz gibi hastanelik olmuşsunuz bir bakmışsınız kızarmalar kabarmalar. Belli olmaz tüketmeyin risk almayın dedi ve gitti.

Tabi ben dinledim mi? Hayır! Kimse beni mercimek çorbamdan, sarımsağımdan ve kırmızı şarabımdan ayıramaz 🙂

Neyse önceden taslağını hazırladığım bir yazıydı. Şuan yazı yazacak kadar moralim yüksek değil. Proje çalışmalarım haftada bir gün olmak üzere sürüyor. Aile, sağlık ve birazda iş sorunları hariç her şey yolunda. Onları da zamana bıraktım artık.. Hoş çakalın, mutlu kalın.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir