Alışveriş Merkezleri

Kimine göre çok büyük kolaylık olan alışveriş merkezleri günümüzün en sık ziyaret edilen tüketim yerleri. Giyecek veya yiyecek alışverişi, sinema, oyun salonu, eğlence yada yemek için bol alternatifli insanlar tüketim yapsın amacıyla kurulmuş büyük devasa yapılar. Evet bende çok ziyaret eder bütün işlerimi tek seferde hallederim. Ama konu bu değil.
Alışveriş merkezlerinde beni delirten sinirlendiren bir konu var ki asansör kullanımı!
Eskiden bebeğimiz yokken pek dikkat etmezdim. Ama 2,5 senedir tek derdim bu oldu. Hafta sonu gittiğim Ankara Optimum Alışveriş merkezinde garajdan avm’ye giriş kapısına çıkan tek bir asansör vardı. Biz iki aile bebek arabasıyla beklerken yanımızda bulunan en fazla 18 yaşında olan 4 genç sıra bekliyorlardı. Dedim belki bize öncelik tanırlar ama nerde? Yahu gençsiniz siz, yan tarafı merdiven. Keşke bebek arabasını tehlikesiz bir şekilde çıkartabilsek ben çıkarım merdivenden. 20 basamak çıkmaktan aciz bir gençliğimiz var. O asansörlerin üzerinde iki tane önemli uyarı var. Bebek arabası ve tekerlekli sandalye! Bu kadar düşüncesiz gençlerin olduğu bir ülkenin 10 sene sonra geleceği hali düşündükçe daha ölmeden kemiklerim sızlıyor.

Tamam insanlar yorgun olabilir, merdiven çıkmak istemezler, gençler diye sürünmek zorunda değiller ama önce saygı yahu! Sizin hakkınız bebek arabasıyla çıkamazsınız merdivenden buyurun geçin deseler zaten yok olur mu siz buyurun derim.
Aynı şey arabalar içinde geçerli. Ya park edecek yer bulamıyorsan uzaklaşacaksın. Gerekirse en uzak yere park edeceksin ama beni veya herhangi bir tekerlekli sandalyeli insanı zora sokmayacaksın! O minik yollar ki her kaldırımda hala daha yok, olan yeri de öküzler gasp ettiği için kullanamıyoruz. Ve inanın çok zor o yollar olmadan kaldırımdan çıkmak inmek..
Neyse alışveriş merkezlerine geri döneyim. Ankara’da oturanlar bilirler. Optimum Eryaman her alışveriş merkezinden daha kalabalıktır. Etimesgut , Eryaman, sincan ve elvankent yakını olduğu için herkes oraya gider. Birde outlet olunca iyice kalabalık oluyor. Adım atacak yer, arabayı park edecek yer kalmıyor. İnsanları da bir o kadar tuhaf oluyor. Her çeşit insanı görebilirsiniz. Özellikle çocuklu aileleri ve çocuklarını oyun alanlarında hemen kişilik analizi yaparak çözebilirsiniz. Kimseye lafım yok ama lütfen çocuklarınızı yetiştiremiyorsanız topluluk içinde dikkatli olun. Çocuğunuza sahip çıkın. Biri gelir vurur biri gelir iter biri bağırır biri başka bir şey yapar. Ben pervane gibi Özüm’ün etrafında onu korumaya çalışan anne. Diğer saydığım anneler yanlarında kim oturuyorsa onlarla kanka olmuş dedikodu yaparken çocuklarını umursamıyorlar bile. Ne zaman “hey ne yapıyorsun sen” diye bağırıyorum bir çocuğa o zaman annesi dönüp “yapma oğlum/kızım” diyerek tekrar dedikodusuna dönüyor. Çıldırmamak elde değil. O yüzden fazla alışveriş merkezine gitmemeye çalışıyorum. Ya da en güzeli paralı oyun salonuna gidip Özüm’ün gönlünü yapıp bedava alanlara girmiyorum. Paralı yerler daha sakin ve zararsız oluyor..
İnsanlarımız asansör kullanmayı öğrenirse, birine çarptığında “pardon” demeyi, sıkışık bir alandan geçmeye çalışırken “müsaade eder misiniz?” demeyi ne zaman öğrenirse işte o zaman yaşanabilir, sakin sessiz bir hayat sürebiliriz buralarda.
Kibar insan, aklı başında birilerini gördüğüm zaman alıp müzeye kaldırtasım geliyor o kadar sinirliyim bu insanlara!

Kahvem&Sigaram.7

Açık öğretim fakültesi 3 ders sınavı bitti sonunda kurtuldum diyeceğim.  3 ders sınav sonuçlarını cumaya kadar açıklarlar diye umuyorum umarım daha fazla uzatmazlar.

Hala keyifsiz olduğum için iyi bir şeylerden bahsedeyim. Hala daha iyi insanlar varmış. Bunu dün öğrendim. Yalçın Güler’e bir soru sordum 5 yardım aldım diyebilirim. Hem de röportaj yaptık. Lütfen şöyle buyrun : http://www.yalcinguler.net/blog-roportajlari-ozge-yaziyor/

Boş vaktim çok olduğunda birkaç tane blog adresi var sık kullanılanlarda, vaktim olduğunda girip okurum, incelerim, temalarından tutun yazım stillerine, değişik ne yapmışlar, ne yapıyorlar, yazı altı yorumlara bakarım. Yorum yapanların sayfalarına girer bakarım. Hatta öyle bir oluyor ki bazen oradan oraya , oradan oraya atlayıp dalıp gidiyorum. Sonra ya ben bu siteye nasıl geldim nerden geldim diyorum 🙂  http://www.yalcinguler.net bunlardan bir tanesi. Hatta röportaj sonrası yorumlara baktım da tanımadığım bilmediğim çok takip edenim varmış sevindim 🙂

Projem hala ayağa kalkamadı. Bilmiyorum sebebini ama vazgeçmeme çok az kaldı. Vaktim yok evet ama öğle tatili yemek aralarımı değerlendirip çalışıyorum ama hala ilerleme olmadı.

Özüm bu aralar biraz mutsuz, sanırım azı dişlerini çıkarttığı için , her gün sebepsiz yere bir yarım saat göz yaşı döküyor. Akülü arabasını çalıştırdık fakat ona da binmiyor. Korktu çıkarttığı seslerden sanırım, bilemiyorum.

Çıkış saatim gelmiş onun bile farkında değilim J şu yazıyı yayınlayıp öyle çıkacağım. Yolum uzun, Özüm alınacak dükkana uğranacak baba görülecek oradan eve geçilecek 30 km beni bekler 🙂

Bugün yine elde var sıfır demenin vermiş olduğu moral bozukluğunu umarım çabuk atarım üzerimden. Çünkü zaman geçtikçe yapamayacağım hissi uyanıyor ve para kazanmam için bu işi yapmam şart. Maaşımı alır almaz elimde hiçbir şey kalmaması sinir bozucu bir durum çünkü.

Neyse sizin de içinizi karartmayayım. Bir an önce tema değiştirmem söylendi, daha ona bakacağım. WordPress temaları sağ olsunlar o kadar fazlalar ki seç seçebilirsen. Kararsız bir terazi burcu olarak yeterince zorlanırken şimdi bir de adsense uyumlumu? Seo uyumlumu? Öylemi böylemi?  Renkti görünüştü çok işim var çooook 🙁

Ağustos ayına girmişken yazın bitmesine bir ay kalmış gibi hissedip hala daha tatil planımız olmadığı için içimi karalar kaplarken milletin tatil fotoğraflarına bakmak paha biçilemez oluyor.  Bu arada ev yakınlarında güzel bir kafe keşfettik. Dün akşam oradaydık ve Özüm bebek çok mutlu oldu. Armut koltuklara bayıldı 🙂 Çocuk parkına gidip dönüşte ağlaması olmasaydı keyifli bir akşamdı.

Bu hafta projem için son hafta olarak kendime sınır koyuyorum. Yaptım yaptım. Yapamadım artık başka fikirlere yönelmem lazım.

Hafta içi uzun süre tabela, sticker, ups cihazı, bayrak gibi işlerle çok uğraştık. Artık bir reklam firması kadar bilgiye sahibiz sanırım. Neyse ki işleri tamamladık artık sadece Tjk makineyi getirmesi kaldı. Artık bir an önce gelse de işler yoluna girse. Yaz sezonu lig maçı yok, iş yok, yoğunluk yok, dükkan masrafları için kazanç yok daha liste yoklar ile uzar gider ama ben kısa keseceğim 🙂

Bayram tatili gelmeden biz bir tatile gidebilsek iyi olacak sanırım. Bayramda tatile gitmeyi asla düşünmüyoruz çünkü.

Şimdi iki dakika haber sitelerine baktım keşke bakmasaydım. Nefret ettim artık saçma sapan haberlerden ama şimdi kreşle ilgili bir haber okudum. 2,5 yaşındaki çocuğu kreş sahipleri dövmüş, kilitlemiş, bağırmış ve cezalandırmışlar. İnanamıyorum yani. Cidden inanamıyorum.

Şuanda nereye kime güveneceğimi şaşırdım. Kreşe gider dayak yer, okula başlar servis şoförü, hocası, üst sınıftaki büyükleri , öğretmenleri, müdürü sapık çıkar, komşusu sapık çıkabilir? Uzağa gitmeye gerek yok akrabaları sapık çıkabilir? Yada sapığa denk gelmedik, kaza ile ölebilir? Saçma sapan bir sebeple canı yanabilir? Ya o kadar uzun bir listem var ki anlatamam. Neyse iyice için karardı bitiriyorum artık.

Herkese iyi haftalar 🙂

24 Temmuz

Evet nereden başlasam bilemedim. Önce cumartesi gününden bahsedelim 3 ders sınavına girip bugüne bugün mezun olmuş durumdayım hemen belirteyim 🙂 3 senedir İstanbul’a adım atmazken gece yarısı bile olsa köprü havası soluyup kendime geldim.

Hamilelik ve Özüm bebeğin bebekliği dönemi Ümit çok gitti ama biz gidememiştik. Gerçekten çok özlemişim. Pazar sabah kahvaltısını 2 sene yaşadığım Avcılar’da çok zaman geçirdiğimiz sahilde  yaptık. 3 senenin yorgunluğunu bir günde attık sanki..

Evlendiğimiz yerin karşısında oturup kahvaltımızı yapıp Özüm bebekle biraz denize girdik (dizlerime kadar) sonra gezme tozma 24 Temmuz’u bekleme.

İlk anlamı Ümit’in doğum günü olmasıydı. Her sene mutlaka kutladığımız bazen küçük bazen büyük süprizler hazırlanan bir gündü. Bu sene bütün gün koşturmaca geçti pastamızı bir sonra ki gün yiyebildik ama günün diğer anlam ve önemi aylardır peşinde koştuğumuz, devir eden birini bulamadığımız, bulduğumuz da paramızın olmadığı TJK Ganyan Makinesini hiçbir hava parası vermeden almak olacaktı. Oldu da. Bütün gün uğraştık bütün gün koşturduk ama sonucu güzel oldu.

Evet, hala moral olarak çok düşük olsam da gülecek bir sebep sevinecek bir şey bulabiliyorum 🙂

Neyse günün asıl anlam önemini kaybetmeyelim. Bazı insanlar vardır tanısanız da olur tanımasanız da.. “lanet olsun seni tanıdığım güne” dedikleriniz de olur, “ya senelerdir neredesin sen?” diye isyan ettikleriniz de. Daha önce bahsetmiştim. Hayat arkadaşı dediğiniz şey ısmarlama gelen, bununla da evlenmezsem bir daha evlenemem veya yaşım geçiyor bir an önce evlenmeliyim çocuk yapmalıyım diye baktığınız kişiler değildir.

Hayat arkadaşı kafanızın bir olduğu, hayat görüşünüzün bir olduğu özetle sizin BİR olduğunuz kişidir. Bunun sanırım kafa yapısıyla da ilgisi var. Her zaman söylediğim şeyler, yapmacık olmak, rol yapmak, düşüncelerini saklamak veya daha kötüsü duvar örmek. İlişkiyi ilişki yapan şeyler listesinde asla olmaması gereken şeyler. Evet dışarıya çok güzel rol yaparsınız ama iç ilişkiniz de bu olmaz. Olduğu an bittiğiniz andır bence.

Neyse doğum günleri daha çok olacak çok kutlanacak, bu senelik TJK ‘ya bağlıyoruz, sonunda diyoruz.. Az kaldı her şeyin yoluna girmesine. Çok az kaldı..

Kahvem&Sigaram.6

Sınav haftası çok sıkışık garip günler geçiriyoruz. Hep bir koşturma hep bir çıkmaz hep bir kaos..

İyi haberlerim de var tabi. Wesley adında bir köpişimiz daha oldu. Kendisi saf alman kurdu çok şeker..

Kötü haber intuos wacom tableti iade edebilirim çünkü hem programsal hem donanımsal olarak kullanım güçlüğü çekiyorum. Şimdilik Ümitin ipadine el koydum onun haberi olmasa da.. ona bir kalem alıp projemi faaliyete geçirip ilk kazandığım parayı biriktirip kendime acilen ipad pro ve kaleminden almam lazım. Ne kadar kalite o kadar kazanç ve iyi iş çıkarma..

Bir kötü haber daha son sınavım yine çalışamadım yine geçemezsem bütün planlarım çöp olacak çünkü yüksek lisans için bu sınavları vermem şart 🙁

İyi haber Özüm artık anne diyor 🙂

Bu hafta yine iş yerinde can sıkıcı olaylar oldu kendimle ilgili çoğu kişiye katlanamamam çoğu kişiden nefret etmem çoğu zaman asık suratla dolaşmama sebep oluyor. Herkes nedense kendini bir halt sanıyormuş gibi bende değersiz işe yaramaz biri gibi.

Yine anlatacaklarımı unuttum artık not tutacağım aklıma geleni not edip daha sonra hakkında yazarım böyle olmuyor çünkü.

Aklıma geldi yine sinir oldum işyerine.  Sanırım ben eleştiriye gelemiyorum. Çünkü bende insanları eleştirmiyorum. İnsanlarda bana bulaşmasın istiyorum ama malesef olmuyor 🙂

Özüm bütün dolapları çekmeceleri açmayı öğrendi şuan her türlü yaramazlık ondan soruluyor çok panik haldeyiz ve son azı dişleri çıkıyor sanırım gece uyumuyor uyutmuyor 🙁

Adsense yazısını kaldırdım. Çünkü durduk yere bir çok düşman ve kıskançlık yaşadım.. Gerek yokmuş demek ki reklam yapmaya bende kalsın ne oldu nasıl oldu kısmı.

Sınavdan sonra Istanbul taraflarından yazarım yine arayı çok açmayı düşünmüyorum umarım yani bir terslik daha bizi bulmazsa..

Kendinize iyi bakın hoşçakalın 🙂

 

Kahvem&Sigaram.5

Yine keyfim yok ama biraz yazmam lazım. Annemin güzel balkonundayım. Raporluyum çünkü hastayım. Bu hafta her zamanki gibi geçti. Güzel haberlerde aldım kötü şeylerde oldu.

Akülü arabamızı bimden aldık ama maalesef hatalı yada biz montajı düzgün yapamadık arka tekerler dönmüyor biraz elimizde ittik Özüm yine de keyfini sürdü.

İntuos artımı kurcalayamadım. Hiç vaktim olmadı. Raporlu ve evde olmama rağmen keyfim olmadığı için hiç elimi atamadım.

Yeni puzzla başladık kafamız dağılsın diye, birkaç zamandır annemde kalıyoruz. Burası minik bir orman gibi ve çocuk parkı iki dev balkonu olduğu için yazın çok keyifli oluyor.

Google adsense hesabım aktif olmuş sonunda beni kabul etmişler ona çok sevindim.

Gerçi yine sevincim kısa sürdü. Çok hesap yaptım beynim çok bulandı. Bankalarla uğraştım, telefon hattından dolandırıldım 56tlcik. Dsmartla uzun uzun kavga ettim derdimi anlatamadım. Anlattım da onlar kurnazlık yapıp zorla bana fatura ödetmeye çalıştılar sanırım başarılı olacaklar.

Düşündüm , hayattan beklentilerimiz var elbet ama boşu boşuna kalp kırmak insanları üzmek çok gereksiz bir davranış dedim. Kendime baktım evet beni de üzüyorlar dedim yine canım sıkıldı.

Herhangi bir zaman ne zaman ne olacağı belli olmaz, bir trafik kazası olur yolda yürürken bile başımıza bir şey düşebilir Türkiye burası diye düşündüm, biraz korktum Özüm bensiz kalacak diye ama arkamdakilere iyi bir ders olur diye bencillik ettim sonra yine pişman oldum.

Trafikteki sözde şoförlere deli gibi kızdım. Her araba kullandığımda çemkirdim küfür bile ettim ama hiçbir şey değişmedi. Öküz geldiler öküz gidecekler. Bir bayanın onlara sellektör yapmasını, onları geçmesini, hızlı ve seri olmasını asla kabullenmeyecekler. Kendi hırslarında boğulacaklar yada deli gibi trafik yapacaklar yol vermemek adına. Yollar sizin değil, çekil diyorsam çekileceksiniz! Birde kurnazlara çok kızdım. Yahu en sağdan gidip, en öne geçince ne oluyor? Altı üstü 2 3 araba öne geçiyorsun. Sen annenin akıllı çocuğusun da biz miyiz salak? Diye diye bir haftayı geçirdim. Her sabah ve her akşam sinir küpü bir şekilde trafikteydim yani!

2 gün evde olmak çok güzelmiş, hiç televizyon izlemedim, Özümle bol bol vakit geçirdim, balkona havuzunu kurdum, parka gittik, oyun oynadık, kavga ettik. Yine acaba işten ayrılsam mı dedim sonra iş arama süreci aklıma gelip vazgeçtim. Yok ben çalışmalıyım dedim.

Aklımda aslında çok şey vardı. Her seferinde bunu da yazıyım bunu da yazayım dedim ama cidden keyfim olmadığı için sanırım hiç biri aklımda değil şuan.

Umarım Kahvem&Sigaram.6’da daha keyifli daha mutlu bir Özge olur, iyi haftalar herkese..