Kahvem&Sigaram.10

Başlık olmuyor artık. Çünkü sigarayı bıraktım elektronik sigaraya başladım.
Yine çok uzun bir ara verdim yazmaya. Çünkü gerçekten vaktim yok, işlerim çok yoğun, psikolojim çok bozuk. Tam yazmak istiyorum oturmaya fırsatım olmuyor. Tam oturuyorum yazmak içimden gelmiyor. Birde Özüm bebek konuşmaya başladı bol bol muhabbet ediyoruz sanırım canım sıkılmıyor 🙂
Hata yapıyorum aslında. Başka neyim var ki blog sayfam dışında?
Umarım bundan sonra daha sık yazarım, umarım..

Neler Oldu?

Olan şeyleri anlatmamın imkanı yok. Okuyanlar ve okuyacaklar için kısa özetle şunları söyleyebilirim. Hayatımda geçirdiğim en kötü dönemi geçirdim/geçiriyorum. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacakmış gibi geliyor. En mutlu günlerim geride bıraktığım günlerimdi artık bundan sonrası benim için hep yağmurlu hep karanlık olacakmış gibi.. Çok zor günler çok zor anlar yaşadım. Üstelik ortada olan elle tutulur bir şey yokken bunlar oldu. Zamansız, belki acımasız. Güneşli güzel günlerimizin çok güzel içine ettiler. Veya etti. Bir insan düşünün, kendi işinde gücünde, kendi hayatında ama nedense kalkıp benimle, evliliğimle, aile büyüklerimle uğraşıyor. Bir insan düşünün bir kere bile ağzından benimle ilgili OLUMLU YAPICI GÜZEL hiçbir söz çıkmıyor. Benim yorgunluğum hem iş hem çocuk hem ev işleri mevzu olduğunda “onunda arkadaşının hem iş hem İKİZ bebekleri hem de ev işleri” ortaya atılıyor. Benim sorumluluklarım mevzu olduğunda bilmem kimin daha çok sorumluluğu var veya neden Özge yapıyor oluyor. Benim eşimin bulunduğu iş günde 12 13 saat çalışmak, hafta sonu dahil dinlenmek olmadığı halde “kolay kazanılan para, havadan gelen para, vasıfsız insanların yaptığı iş” oluyor. Ya bir kere de güzel bir şey söyle, bir kere de takdir et, bir kere de güzel giden bir şeyi bozma.. böyle insanlar daha önce de girdi hayatımıza ama bu kadar ortak noktamız olmadığı için sadece ben çektim uğraştım ve gerçekler ortaya geçte olsa çıktı. İnsan bir kere elini vicdanına koymaz mı ya? Ben ne yaptım sana? Ben ne dedim sana? Bir kere bile saygısızlık yapmadım kötü söz söylemedim. Sen neden uğraştın bu kadar benimle/bizimle? Hiç durup düşündün mü? Sanmıyorum. Neden düşünsün ki? İki kelimede bir ama özge şöyle ama özge böyle diyen birisi neden iyi niyetle düşünsün ki neden iyi olsun ki?? Neyse bu konuda başka bir diyeceğim yok..

Neler Olacak?

(Bu arada sigaraya tekrar başladım, bu ara zamanı değilmiş)
Her zaman ki gibi sabırla bekleyeceğim. Elimden bir şey gelmiyor çünkü. Artık gücüm yok, inanılmaz mutsuzum. İnanılmaz üzgünüm. Kime ne anlatsam herkes hak veriyor da neden bu kadar bok içindeyim anlamıyorum.
Her şey bu kadar basit olmamalı. Herkes herkesin bu kadar hayatının içine girip bu kadar müdahale etmemeli ve bu kadar etki altına almamalı. Etkilenen tarafta bu kadar kendinden ödün vermemeli. Bir kere de birine HOP demeli DUR demeli. “Haklısın” diyerek iyice cesaretlendirmemeli! Karşı taraf suçlu değil aslında inanan daha çok suçlu ki daha önce yaşanmışlık var ve görünen o ki bundan ders alınmamış. İkisi aynı şey değil dediklerini duyuyorum. Evet bu daha ağır..

İş Yeri

Daha önce bahsettiğim, sözde alt ekibime gelecek diye alınan iki bayan arkadaşımızın biri daha yüksek maaşa başka firmaya kıdemli yazılım mühendisi olarak başladı. Diğeri henüz burada ama her an her şey olabilir. Çünkü bütün şans onlardan yana.
Bende henüz bir değişiklik yok. Sürekli yokuş, sürekli imkansızı zorlama modundayım. Çok yoğunum, ocak ayı özellikle aşırı yoğun geçti. Selenium ile takılıyoruz her gün.

Oscar & The Wolf

Geliyorlar Ankara’ya ve inanır mısınız biletim var 🙂 Bende çok şaşırdım ilk defa istediğim bir şey oldu bakalım. O gün erken çıkabilecek mi Ümit? Vaktinde gidebilecek miyiz? Sabırsızlıkla bekliyorum 🙂
Yüksek lisansların hiç biri olmadı. Bazılarında yedekte kaldım bazılarına hiç başvuramadım. Hoş zaten yapsam da iş anlamında bir artısı en azından BANA olmaz. Başkalarına yapmadıkları yüksek lisanstan bile artı olmuş ama bana gelince olmaz. Sertifika falan başka yollara başvuracağım. Yapacak bir şey yok başka.

Neyse daha fazla uzatmadan bitireyim umarım bir sonraki yazım daha kısa sürede gelir, daha erken görüşürüz. Ve umarım hayatımız eskisi gibi devam eder, kötü günler sona erer..
Mutlu kalın ! 🙂

Bebeğimiz Geldi..

Bugün keyfim yok.. Yazıp yazmama konusunda kararsızdım fakat her gün bir yazı olayını bozmayacağım!
Kızımdan bahsedeyim..
Çocukları pek seven biri değildim, işin gerçeği.. Hatta eşim korkardı çok merak ediyorum kendi çocuğun olduğunda sever misin, göreceğiz falan derdi.
Her şey yolunda giderken evliliklerde gelecek bir adımdır çocuk meselesi. Ee malum bayanların yaş korkusu da olunca yapsak mi ? yapalım mı derken oluverdi işte ?
İyi ki de olmuş çok başka bir şeymiş. tarifi imkansız muhteşem bir his. Hayatınızda o çok sevdiğiniz adam dışında bir kişi daha ekleniyor. Ve onu deliler gibi seviyorsunuz.

Hastalandığında korkuyorsunuz uyuyamıyorsunuz. Ağladığında dünyalar başınıza yıkılıyor. Güldüğünde ise dünyalar sizin oluyor. Artık hayatta 3 kişi oluyorsunuz. Bir değil iki kişiyi düşünüyorsunuz.

İki kişi için endişelenip korkuyorsunuz. İki kişi için yapıyorsunuz ne yapıyorsanız.
Ve yeni gelen aile bireyinin ikinizin bir parçası olduğunu bilmek, hatırlamak ise paha biçilemez..
Bazı alışılmadık durumları da var tabi..

Bizde değişen durumların en başında iki senedir sinemaya gitmediğimizi sayabiliriz. Alışveriş anlayışımız değişti mesela. Kendimize birşeyler almaya gidip mutlaka ona alıp dönüyoruz. Mutfak alışverişi tamamen değişti. Sadece bebek yemekleri odaklı alışverişler yapılıp eve gelince de “ee biz şimdi ne yicez?” Diye birbirimize bakakalıyoruz.

Her önceliğiniz o oluyor tabi. Onun ihtiyaçları  onun haftasonu onun oyun günleri onun onun..

Hani yukarıda biz 3 kişiyiz dedik ya aslında öyle değil. 1 bebek ve 2 pervane diyelim biz ona ?

Tabi bunların hepsini isteyerek yapıyorsunuz. Hep anne babalarımız der ya ” çocuğun olduğunda anlarsın” evet anladık.. O bizim herşeyimiz ve her zaman herşeyin en iyisini hakediyor.
Doğru bir evlilik yaptığınıza inanıyor ve eminseniz hiç durmayın yapın bir bebiş herşey daha da güzel olsun ?

Hayata Dair..

Kimse ailesini seçemiyor ama ailesinde ki gereksiz kişileri hayatınızdan çıkarabilirsiniz.

 Eğer reenkarnasyona inanmıyorsanız bu hayata bir kere geldim diye düşünerek kendiniz için hep iyi olanı güzel olanı yaşamaya çalışın. Mesela eyvah yaşım geldi de geçiyor çocuğum olsun diye evde kaldım v.b. düşüncelere sığınarak doğru insanı bulmadan evlenmeyin.

Şuan çevremde ki hemen hemen bütün arkadaşlarım boşandı. Hatta evli kalan 2 kişiden fazla değildir. Neden? İşte bu saydığım sebeplerle bu yola çıktıkları için..

Öyle ısmarlama olmaz bu işler..

İlk görüşte aşkta olmaz. İlk dokunuşta elektrik olur ruhani olaylar olur. Aa dersin kafamız ne kadar aynı, senelerdir nerelerdeydi? ” yaa birini bulayım hemen evlencem” veya “evlenecekmiyiz?” Değildir bu. Sadece yaşarsın onu.. sonu zaten  ne getiriyorsa o olur.

Benim hayatım öyle oldu.

Beklemediğim anda hiç evlilik hayali kurmadığım halde (Hatta gelinlik satan kişiler olmaz böyle şey hiç mi hayalinde gelinlik yok nasıl genç kızsın diye kızdılar) evlendim, mutluyum, huzurluyum. Bir gün bile olsun ya neden evlendim demedim. Veya ilişkimiz boyunca e ne zaman evlenicez kesin evlenmeliyiz demedik. Biz sadece yaşadık..

Tabi ki dünyalar güzeli birde kızımız oldu:)

Küçükken dediğim tek şey ben hayatta evlenmem biriyle yaşamaya katlanamam.. çocuk mu? Aman aman istemem derken ısmarlama olmadığı için çok güzel bir evliliğim birde güzel kızım oldu.

Önemli olan zaten ilişkiyi yürütebilmek.. Kavga etmedik mi?  Dünyaların kavgasını ettik.. birbirimizi üzdük kırdık ama bir sonra ki sahne de yine birbirimizin olduğumuzu bildik. Bu yüzden de hiç yıkılmadık.

Ismarlama, yalan dolan ve bencillik olmadan yürüttüğünüz  her ilişki peri masalı misali ilerler..

Yeter!

Lütfen yeter ama..

Günlerdir sinirden ölecek gibiyim. Bizler ne hale geldik böyle? Metreslik ne zamandan beri bir meslek oldu? Özenilecek hayat oldu??

 

 

 

 

Ya okuyorum görüyorum ve gerçekten anlam veremiyorum.

Çoğu ünlü olduğu için haberimizin olduğu veya merak edip baktığımız kişiler ve bilmediklerimiz..

Gencecik beyinler idol olarak görüp özenir, bu haltı yiyenler marifet gibi çocuk yapar, parasını yedikleri adamın eşine çemkirir durur.

Nerede eski medeni Türk halkı, nerede şimdi ki sözde medeniyet?

Önce şuna açıklık getireyim;

ekşi sözlükte hakkında uzun uzun yazılar okudum dün neredeyse bütün günümü aldı. Daha önce başına gelmiş bu tarz bir yasak ilişki yaşamış insanların yazıları vardı. Genel bir savunma var “gönül bu”, yada çok sevgili Türk Halkımızın köşeye sıkıştığında tek sığındığı büyük güç içeren cümle “Allahın işi işte kimse karışamaz”. Evli adamdan çocuk yapan o küçük beyinli şahısta böyle savunma yapmış neden evli adamdan çocuk yaptınız sorusuna..

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Allahın işi gönül bu saçmalıklarını bir kenara bırakalım. Bir kere evli bir erkeğe o gözle bakabilecek bir zihniyetin, miden varsa zaten sen bir zillisindir. Bu olaya “Gönül bu” ,”İstemeden oldu” demek yerine “Ben zillinin tekiyim, bilerek hoşlandım aşık oldum v.s. diyebilmelisin.

Suçlu olan tek başına 2. kadın değil, erkek zaten ne olursa olsun suçlu.. Sadece 2 çeşit suçlu erkek var, birisi karşısında ki zilliyi kandırıp evli olduğunu gizleyip bu haltı yiyen, birde dürüst bir şekilde evli olduğunu söyleyip ama amaaan nasıl olsa evdeki eşim zaten benim fazla mal göz çıkartmaz misali kendini frenlemeyen, karşısında ki zilliye hop dur bakalım diyemeyen erkek.

Zilliler de çeşit çeşit, bazılarının cidden kanı bozuk bilerek isteyerek pislik olsun diye yapışıp bir şekilde kendini göstermeye ortalık karıştırmaya çalışanlar, birde kafası az çalıştığı için “istemeden de olsa aşık oldum ama ne yapabilirim?” diyen iq’su düşükler.

Bu kötü insanlara maalesef dur diyemiyoruz çünkü durmuyorlar..

Her geçen gün bir salgın virüs gibi çoğalıyorlar..

Gencecik kızlarımız para için veya heyecan için veya gerçekten iqsu az olduğu için, evli erkek peşinde koşup veya ağına düşüp, bir şekilde kendilerini kullandırıp insanların yuvasını yıkmaya, ah almaya, hakaret işitmeye devam ediyorlar. Edeceklerde.. Çünkü şu durumda aklım mantığım almasa da etrafımızda bir sürü örneğini görüyoruz. Ya birde bu işe arka çıkan fanlar var..

Ne olur biraz aklınızı başınıza toplayın..

Ne olur metres olmayın..

Ne olur kendi hırsınız için başka bir hemcinsinizi yıkmayın..

Hii birde kocamdan uzak durun ağzı salyalı kadınlar ?

Alıntı:

Bir kadın bir erkeğin hayatını tamamen değiştirebilir mi? Evet, değiştirebilir. Bir erkek, bir kadını, hayatının son anına kadar yanında durmak istediği kadını görünce, dış dünyaya karşı kendisini kapatabilir. Her ne kadar bu inanılmaz gelse de, bir erkek ‘o kadını’ bulunca geride kalan milyarlarca kadın, kendisine hemcinsi ya da nötr bir varlık gibi gelebilir. 

…Gelebilir, ancak artık en büyük sorun, bir kadın ve bir erkeği ayırmak isteyen ‘ağzı salyalı kadınlar!’ Bunlar geçim derdi, kültürel fark, ailelerin anlaşmaması vb. tüm çevresel faktörlerden daha tehlikelidir.

…Bu ‘ağzı salyalı kadınlar’, senin kadınını, ömrünün kalan kısmını -şu yalan dünyada başını omzuna yaslayarak ve tüm o ‘gerçeklik’ iğrençliğinden kaçarak- geçirmek istediğin kadını senden almak isterler.

*Bir iş toplantısında, bir organizasyonda, bir arkadaşının arkadaşı aracılığıyla ya da ne bileyim aptal bir tesadüfle karşılaşabilirsin bu ‘ağzı salyalı kadınlar’la.

*Bir bar ortamında, yanında hayatının kadını varken kötü bir şans eseri göz göze gelebilirsin…

*Bir kafede sevdiğin kadının omuzuna elini atmış rahat rahat kahveni yudumlarken, sana dikilen bir çift göz olarak karşılaşabilirsin… 

Bunlar bazen sadece o anlarda seni taciz edip yanındakini de rahatsız ederler. Bu konuşmanın mümkün olmadığı karşılaşmalarda bakışlar çok seri, duygulu, sanki daha önce tanışmış, hatta yatağa girip köpekler gibi uluyarak sevişmişcesine bakarlar. O anda seni elde edemeyeceklerini bilseler de, yaratacakları anlamsız bir kıvılcımla, hayatında anlamsız bir yangın çıkartmayı başarabilirler. Ve başardıkları anda da zafer onların olur.

‘Ağzı salyalı kadınlar’ bazen bir iş ortamında karşına çıkar. İş meselesi nedeniyle görüşmek zorunda kaldığın bu cinsler, seni olur olmadık zamanlarda arar, mail atar, bbm’den yazar, whatsApp’tan yazar, mail atar… İlla ki yazacak bir yer ve sebep bulur.

Bunlar, özellikle parmağında yüzüğü, kolunda sevgilisi olan erkeklere ve tabii aynı zamanda kadınlara düşmandır. Kendileri yalnız olduğu için, yalnızlıklarıyla yanıp kavruldukları için, diğer insanları da kendileri gibi yapmaya çalışırlar. O yüzden ‘ağzı salyalı kadınlardır’ bunlar. Diğer kadınları da tek başına bırakmak, ‘hayatımın kadınını buldum’ diyerek kendilerine yüz çevirmeyen erkekleri zor durumlara düşürmek için akla hayale gelmedik şeyler yaparlar.

Çoğu zaman en güçlü silahları da zamanın kolay ulaşım teknolojisidir. Bunlar sana olan ilgilerini ilk bakışta belli etseler de, senin ona karşı ilgin olmadığını ve tek bir kadına ait kalmak istediğini gördüğü anda, sana ve sevdana saygı duyar gibi yaklaşır, “bükemediğim eli öperim, sevdanıza saygım sonsuz” diyerek güçlü ve kanaatkar kadın olduklarını göstermeye çalışırlar. Ardından sana olan sıcaklığı nedeniyle “hiç olmazsa dost kalalım, sen bana karşı bir şey hissetmiyorsun ama ben sana hissettiğim duygulardan dolayı seni en yakın sırdaşım gibi görüyorum” diyerek sen istemesen de anlamsız bir dertleşme olayına girer. Eğer sen, biraz saf, biraz tecrübesiz ya da biraz aptalsan, bu ‘ağzı salyalı kadının’ mesajlarına yanıt verir, dertlerine ortak olarak sana aşık olan bu kadına kendince yardım etmek istersin. Ancak, bu aptal, tecrübesiz ve saf halinde atladığın bir şey olur; o da bu mesajlarla eline bulaşan salyalar nedeniyle sevdiğin kadına dokunman için ellerini uzun süre yıkaman gerektiği! Senin bu safiyane! mesajlaşmaların sevdiğin kadın tarafından görülürse işte o zaman ‘ağzı salyalı kadınlar’ salyalarını sana ve ilişkine bulaştırarak emellerine ulaşmış olurlar. Bu, senin en mahremine, ‘o kadınına’, sevdiğin kadına ve tüm gerçek hayatın kirinden uzak tutmaya çalıştığın ilişkine bulaşan bir salyadır. O kadar yapışkan olur ki, çıkarmaya çalıştıkça başka taraflarına bulaşır. İşte bu, ‘ağzı salyalı kadınlar’ın zaferidir. Bir piton gibi yavaşça dolandığı bedenini tam anlamıyla ele geçirdiği zaman seni boğar ve öldürür… Hem seni hem de sevdiğin kadını… 

Bu kadınlar ilk peydah olduklarında orta yaşın üzerinde bir varlık kulvarı göstermişlerdi. Ancak, onlar salyalarını etrafa bulaştırarak kendileri gibi pek çok salyalı kadın yarattılar. Ve maalesef bunu yaratırken yaş, güzellik, kilo, boy vs. hiçbir şeye bakmadan yaptılar. Bu ‘ağzı salyalı kadınların sayısı arttıkça da güvensiz ilişkiler, bozulmuş yuvalar, paranoyak insanların sayısı her geçen gün biraz daha arttı. 

İşte bu yüzden yeni neslin en tehlikeli varlıkları: Ağzı salyalı kadınlar…